Home Sitemap

Keep Out

Aradığınız Herşey Burada

Hakkımda


Ne Ararsan Burada Var.

Bağlantılar

  • Canlı Tarih
  • Haber 19
  • Astrolojistik
  • Gport
  • Arkadaşlarım

    RSS

    Kategorilerim

    Son Yorumlar

    Son Yazılar

    keepoutside

    Keepoutside haber ve habercilik adına ilkler yaratmaya ve yayınlamaya devam ediyor.
    devamı>>>

    Abdul Kader Keita Röpörtajı

    1/12/2009 | Kategori:Spor

    Şimdi Savaşma Zamanı

    FUTBOLLA TANIŞMAN NASIL OLDU?
    Çocuktum ve her çocuk gibi futbola meraklıydım. Babam bizim oradaki takımlardan birinin yöneticisiydi. Bu nedenle bizim evde devamlı olarak futbolcular olurdu. Sonra bir zaman geldi ki, bende top oynamaya başladım. Daha sonra da o devrin gerekleri içerisinde ben de ufak ufak yürüdüm.


    BABANIN SANA İLTİMASI OLDU MU?
    Ben futbolu seviyordum. Okula gitmeyi de pek sevmezdim. Babamın da zaten bir kulübü vardı. Ama babamın kulübüne hemen gidip oynamam mümkün değildi. İkinci ligdeki ufak takımlarda başladım. Sokaklarda futbolumu geliştirdim. Aslında insanlar bir zaman sonra babama gelip senin oğlun bayağı yetenekli, neden sen kendi kulübüne almıyorsun dediler. Fakat ben, “babam kulübün yöneticisi gidip orada hemen oynayayım” kolaylığını hiç yaşamadım. Bu işi seviyordum ben her şeyden önce. Ben de zamanla o çevrenin içerisinde yaşayınca bu işi yapabileceğimi hissettim.

    ERKEN YAŞTA YURT DIŞINA, İSVEÇ’E GİTMİŞSİN.
    Aynı zamanda amcam olan menajerimle İsveç’e gittik. IF Elfsborg’ta dokuz ay forma giydim. İsveç’te oynadıktan sonra Abidjan’a döndüm. Ağabeyim Fadel, Abijan’da bir kulüpte oynuyordu. Beni onlara önerdi. Ve biz aynı takımda oynarken takımımıza bir kupa kazandırdık. Sonra Fadel, Türkiye’ye Rizespor’a geldi. Ben ise İsveç’e bir daha gitmedim. Çünkü vizem bitti. Aynı zamanda yeni kontrat için vizemi de uzatmam gerekiyordu. Ama ağabeyimin eski kulübünden iyi bir teklif geldi. Ayrıca Afrika Şampiyonlar Ligi’nde oynayacaktım. Ben her şeyin Tanrı tarafından geldiğine, Tanrı tarafından gelen her şeyin de iyi olduğuna inanırım. İşler iyi gitmiyorsa eğer, bu benden kaynaklanıyordur. Tabii şans faktörünü de göz ardı etmeyelim.


    VE DAHA SONRA FRANSA’YA DÜŞTÜ YOLUN.
    Evet, Tunus ve Katar’a gitmeden evvel Fransa’da Lens’ta oynadım. Paris Saint Germen’e gittim ardından. Paris Saint Germen’in teklifini reddettim.

    NEDEN?
    Lens ve Paris Saint Germen’in önerdiği kontratlar benim için uygun kontratlar değildi. Ve yine Abidjan’a döndüm. Ardından da Tunus’a gittim. İki yıl Tunus’ta oynadım. Benim için iyi bir dönemdi Tunus’ta geçirdiğim yıllar. O sırada Premier Lig’den West Ham United benimle ilgilendi. Sonra Tunus’taki kontratım bitince yapılan öneriler arasında en iyi kontrat Katar’dan geldi. Üç yıl da Katar’da oynadım.

    GENELDE FUTBOLCULAR KARİYERLERİNİN SONLARINDA KATAR’A GİDERLER.
    Ben Katar’a para için gitmedim. Neden gittin dersen, kader beni oraya götürdü diyebilirim. Kısmetim oradaymış. Oynadım. Aslında Katar’a gidenler dinlenmeye gidiyorlar. Ama ben daha gençtim ve bana herhalde ki iyi bir futbolcu olacağımı düşündükleri için farklı bir teklif getirdiler.

    NASIL BİR TEKLİF?
    Katar Şeyhi Kasım futbolla ilgileniyordu. Fransız takımlarının benimle ilgilendiğini söyledi. Gitmek isteyip istemediğimi sordu. Ben de iyi bir kulüpte oynamak istediğimi söyledim. Birçok arkadaşım vardı Fransa’da... Ve üç milyon Euro’luk bir transfer gerçekleşti. Zordu ama dört aylık bir sürede Avrupa futboluna uyum sağladım.

    UZUN SÜRE AFRİKA’DA OYNADIN. TEMEL FARKLAR NE İKİ KITA FUTBOLU ARASINDA?
    Avrupa’daki gibi futbol fanatizmi yok. Mesela Türkiye’de, Fransa ya da İngiltere’de olduğu gibi statları doldurmuyorlar. Tabii Avrupa’da spor yasalarla ve kurallarla düzenlenmiş. Bu çok önemli bir fark. Spor işinin düzeni bugünkü halini sağlayan talimatlar orada yok.


    ŞANS, YETENEK VE ÇALIŞMA HANGİSİ ETKEN OLDU, SENİN BULUNDUĞUN YERE GELMENE?
    Bunların hepsini birleştiriyorum. Bir yandan inanıyorum, bir yandan çalışıyorum ve tabii ki yetenekliyim. Antrenmanda ya da maçta gösterdiğim azim bu işi bağlılığımı da gösteriyor.

    TAM OLARAK NE ZAMANA DENK GELİR, BU İŞİ PROFESYONELCE YAPIYORUM DEDİĞİN ZAMAN?
    Tunus’taki kontratım biterken katıldığımız bir turnuva vardı. Ve birçok yetenek avcısı da o turnuvayı takip etti. Tunus takımının başkanı beni aralarından en iyi gördüğüne vermek istedi. Ve orada bana önerdikleri kontratı ben gördüğüm zaman, ben o zaman anladım, bu işi profesyonelce yaptığımı. Çünkü benim için çok iyi bir kontrattı.

    AĞABEYİN FADEL KEITA DA MİLLİ FUTBOLCU, HATTA BİR DÖNEM TÜRKİYE’DE FORMA GİYMİŞTİ. AİLENDE BAŞKA FUTBOLCU VAR MI?
    Babam da futbolcuydu. On bir kardeşler adlı bir takım varmış babamın zamanında. Babam iyi bir defans oyuncuymuş. Altı kardeşiz ama ağabeyimle ben profesyonel futbol oynuyoruz. 

    GALATASARAY’I BİR KENARA BIRAKALIM; BUGÜNE KADAR EN ÇOK NEREDE OYNAMAKTAN KEYİF ALDIN?
    Samimi olarak bana en çok kazandıran kulübün Lille olduğunu söylemem lazım. Büyük bir kontrat değildi. Ama gerçekten Lille’i yaşama fırsatı elde ettim. Lyon’a ise çok büyük bir bedelle gittim. Lille çok büyük bir kazanç elde etti o transferden. Ben o sonuçtan tatminkar değilim. Lyon’da işlerin kötü gitmesinin nedeni çevrenin benim uyum sağlayabileceğim şartlarda bir çevre olmamasından kaynaklanıyordu.


    18 MİLYON EURO GİBİ BİR BONSERVİS ÖDENDİ O DÖNEM SENİN İÇİN LİLLE’E. BU RAKAM ÜZERİNDE BASKI YARATTI MI?
    Tabii ki, çünkü herkes 18 milyondan bahsetti. Bir de şu var, herkes o paranın benim cebimde olduğunu zannediyordu. Bu da can sıkıcı bir durum. Benim aklımı meşgul etti bu rakam. İyi maçlar çıkardım Lyon’da. Ama iyi maçların yanında kötü de oynadım. Futbolda bu da var. Ama Lyon’da zaman zaman saha içinde nasıl oynamam gerektiğini bilemedim. Lyon bana oynama arzusu vermiyordu. Şimdi biri gelip bana “Lyon’da oynayayım mı, ne dersin” derse, ben hiç tavsiye etmem. Lyon’da oynamış büyük yabancı oyuncuların hiçbirinin mutlu olduğunu düşünmüyorum.

    BİRAZ DA MİLLİ TAKIMDAN BAHSEDELİM. 2006 DÜNYA KUPASI’NDA YER ALAN VE HER GEÇEN GÜN GÜÇLENEN BİR MİLLİ TAKIMINIZ VAR.
    Dışarıda oynayan çok oyuncumuz var. Çoğu da büyük kulüplerde oynuyor. Bu oyuncuların hepsi futbola Fildişi Sahilleri’nde başladılar. Çok önemli hocalarımız oldu. Dışarıdan gelenler de iyi bir takım için mücadele ettiler. Ama bizim eksiğimiz iyi organize olmaktı. İyi bir takım olduğumuzu gördüğümüz ilk uluslararası turnuva da Almanya’daki Dünya Kupası oldu. Sonra Federasyon Gana’daki Afrika Kupası’nda oynayacak takım için kolları sıvadı. Gana’daki turnuvadan sonra herkes daha iyi anlaşmalar yaptı Bugün milli takımda artık hangi oyuncuyu çağıracağız problemi yok. Önceden her kafadan farklı sesler çıkardı. Aslında bu organizasyon sorunu Afrika’nın önde gelen tüm ülkelerinde vardı.


    GÜNEY AFRİKA’DA DÜZENLENECEK DÜNYA KUPASI, AFRİKA ULUSLARI İÇİN BİR FIRSAT DİYEBİLİR MİYİZ?
    Tamam, Güney Afrika bizim oralar diyebileceğimiz bir yer ama o tarihte her şeyden önce Güney Afrika soğuk olacak. Güney Afrika’da oynamak avantaj ama işler iyi gidecek diye bir şey yok. Çünkü bu işin büyük kısmı futbol.


    GALATASARAY’A GELELİM ARTIK. NASIL GERÇEKLEŞTİ BU TRANSFER? BİZ BİR SABAH KALKTIK VE SENİN GALATASARAY’DA OLDUĞUNU ÖĞRENDİK.
    Galatasaray’ı çoktandır tanıyor ve büyük bir kulüp olduğunu da biliyordum. Bir yıl daha Lyon’la kontratım vardı. Ben o yılı da tamamlamak istiyordum. Galatasaray’dan ise bana kişisel olarak hiç teklif gelmedi. Amcam aynı zamanda menajerim bana bu teklifi iletti. Daha sonra Rijkaard Hoca ve Galatasaraylı yöneticiler beni ikna ettiler. Galatasaray’ı takip ediyor musun derseniz, Galatasaray’ın ne olduğu konusunda hiçbir kuşkum yoktu. Avrupa Kupaları’ndaki mücadeleleri ve Türkiye’deki derbi maçları zaten yer buluyor Galatasaray’ın dışarıda. Ve etkileyici bir kulüp, kendi içinde GSMobile ve GS Store gibi markalar yaratmış bir kulüp. Burada katıldığım organizasyonlar var ve gerçekten çok etkilendim. Daha önce de söylemiştim Galatasaray, Lyon’dan daha büyük bir kulüp.

    FAKAT AYNI ZAMANDA LIGUE 1 GİBİ AVRUPA’NIN ÖNDE GELEN BİR LİGİNİ BIRAKTIN.
    Daha önemli bir nokta var bu transferde. Buraya transfer olmak benim hayatımı baştan aşağı değiştirdi. Burada taraftarlarla buluştum. Orada olmayan bir duygu hissettirdiler bana. Benim Lyon’daki iki yılım felaketti. Dolayısıyla orada geçirdiğim iki sene bana teklif gelmemesine neden oldu. Ve ben burası daha iyi bir ligdir daha kötüdür diye düşünmedim. Burada futbolculuk kariyerimi devam ettirmem lazım, o yüzden şimdi savaşma zamanı.

    TAKIM İÇİNDEKİ HAVA NASIL. GEÇİŞ DÖNEMLERİNLE BİR KARŞILAŞTIRMA YAPMANI İSTESEK.
    Böyle bir karşılaştırma yapmama gerek yok. İnsanlar çok sempatik. Takım arkadaşlarımın arasında kendimi çok iyi hissediyorum. Önemli olan da bu galiba.

    GALATASARAY’A TRANSFERİN İLK GERÇEKLEŞTİĞİNDE SENİN OYNADIĞIN MEVKİİ ÜZERİNE OLDUKÇA FAZLA FİKİR YÜRÜTÜLDÜ. BU ZAMANA KADAR HANGİ MEVKİLERDE OYNADIN?
    Ben hep sağ kanattan hücuma katılan bir oyuncu oldum. Milli takımda da bunu oynuyorum. Ortada da oynadım ama benim tercihim ve kendimi en faydalı hissettiğim yer sağ çizgi.

    İKİNCİLİĞİN BAŞARISIZLIK, DEPLASMANDA ALINAN BİR PUANIN YETERLİĞİ GÖRÜLMEDİĞİ BİR KULÜPTESİN. BU DURUM FUTBOLCU ÜZERİNDE BASKI YARATIR MI?
    Ne olursa olsun üç puan almak için mücadele etmeliyiz. Bunun farkındayız. Ama futbol aynı hayat gibi… Bazen iyi bir maç oynarız üç puan alamayız, bazense kötü oynadığımız maçta üç puan kazanırız. İhtiyacımız olan her şeyden önce yüksek seviyede konsantrasyon. Birçok kupada mücadele ediyoruz. Tüm kulvarların önemli olduğunu biliyoruz. Herkes bizden yüzde yüz vermemizi bekliyoruz. Teknik direktörümüzün tüm oyuncuları kullanmak üzere geliştirdiği bir sistem var. Herkes dolayısıyla elinden gelen katılımı sergilemeye çalışıyor. Bugün bir on birden bahsedilmiyorsa, birkaç maç oynayıp, birkaç maç oynayamayacağını biliyorsa futbolcu, bu güce katılıp katkıda bulunmak için elinizden geleni yapma bilincinde olursunuz. Şu anda bizim takımımızda bu bilinç var.

    SON OLARAK TARAFTARA NE SÖYLEMEK İSTERSİN.
    Taraftardan bizi şimdiye dek nasıl destekledilerse aynı şekilde desteklemelerini rica ediyorum. Dediğim gibi zor günler de yaşayabiliriz. Ama bizim yüzde yüz performans gösterebilmemiz için onların bizi ayaklarımız üzerine kaldırıp sahaya koymaları gerekir.



    BOŞ ZAMANLAR
    Alışveriş yapmayı severim. Antrenmandan sonra ciddi bir dinlenmeye ihtiyacım oluyor. İyi yemek yemeye ihtiyacım oluyor. İyi yemek yemeyi severim ayrıca. Vaktim oldukça arkadaşlarımla gezmek hoşuma gider. İstanbul’da daha yeniyim. Tanıma fırsatım olmadı. Ama büyük bir şehirde olduğumun farkındayım.


    POPITO
    Küçükken arkadaşlarla top oynarken yere düşüp kalkarken, hep bana Popito derlerdi. Aslında Popito bizim orada Afrika’da bir dondurma markası. Özel bir anlamı yok. Herkes bana öyle derdi.

    Polat Harekatı

    1/12/2009 | Kategori:Spor

    Başkan Adnan Polat Artık Düğmeye Bastı.

    Başkan Adnan Polat'ın yönetim kurulu üyeleriyle Florya'da bir toplantı yaptığı ortaya çıktı.

    Toplantıda somut adımlar atılması gerektiğini belirten ve yönetici arkadaşlarının önerilerini dinleyen Polat'ın öncelikle Hollanda'dan yarın dönecek olan Teknik Direktör Frank Rijkaard'la bir araya gelmesi kararlaştırıldı.

    Arda Turan'ın kaptan olarak özel yaşamına dikkat etmesi konusunda uyarılacağı, Emre Aşık, Ayhan ve Servet gibi tecrübeli isimlerden de takımın bir an önce toparlanması için çaba sarfetmelerinin isteneceği belirtildi.

    Sarı-Kırmızılı yöneticilerin Baros'un sakatlığının yarattığı sıkıntı nedeniyle ligin devre arasında bir santrfor alınması görüşünde de birleştikleri öğrenildi. Trabzonspor'da kadro dışı bırakılan Gökhan Ünal isminin "bonservisinin pahalı olduğu" gerekçesiyle rafa kaldırıldığı, Bursasporlu Sercan içinse tekrar girişimde bulunmasının kararlaştırıldığı bildirildi.

    Galatasaray, UEFA  Avrupa liginde oynayacağı Panatinakos maçının hazırlıklarını sürdürürken Rijkaard'ın Nonda'ya ilk onbirde görev vereceği öğrenildi.

    Mustafa Denizli 30.Hafta Şampiyonuz Dedi

    1/12/2009 | Kategori:Spor

    Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli, bu sezon 30. haftada şampiyonluğu garantileyeceğini düşündüğünü söyledi.

    Kanal Türk'de yayınlanan ''Son Kale'' adlı programda sezon sonu için tahminlerde bulunan Mustafa Denizli, ''Bu sezon 24. ve 25. haftalarda iddialı takımların sayısı geçen yıldan daha fazla olur. 26. haftada Bursaspor ve Kayserispor da olabilir. 30. haftada bu iş biter. Belki 30'da biz biteriz. Belki biz kalırız yarışın dışında. Ama benim düşüncem biz o haftalarda bu işi garantileriz'' diye konuştu.

    ''ŞAMPİYONLUK İÇİN SON HAFTAYI BEKLEMEYECEĞİZ''

    ''Kahin olmaya gerek yok'' diyen Denizli, ''Bu sezon 7. hafta sonunda başkanımız Yıldırım Demirören ile sohbet ediyorduk. Fikirlerimi sordu; Ben de 'Geçen yıldan kolay olur, Beşiktaş'ın şampiyonluğu' dedim. Bence daha kolay olur Beşiktaş'ın şampiyonluğu, bence son haftayı beklemeyeceğiz'' dedi.

    Denizli, ''Gelecekte takımının nerede olacağını söylemek için çalıştığın grubu bilmen, tanıman lazım. Rakiplerin de neler yapabileceğini görmen lazım. Bir takım sezona sahada beklenen düzeyin üstünde başlarsa, bunu uzun süre sürdürmek mümkün değildir. 6. ve 7. hafta bazı takımları şampiyon ilan etmenin, bize ve o takımlara etkileri muhakkak vardır'' diye konuştu.

    ''SAĞLIKLI BİR DELGADO EN BÜYÜK ÖZLEMİMİZ''

    Kimi futbolcuları da tek tek değerlendiren Denizli, kendisinin ve takımdaki arkadaşlarının en büyük özleminin sağlıklı bir Delgado'nun takıma dönmesi olduğunu vurguladı.

    Denizli, espri olarak söylemiş olsa da 10.5 numaraya en uyum gösterecek oyuncunun Delgado olduğunu vurgulayarak, ''Delgado, futbolun güzelleştirici baş unsurudur. Sağlıklı bir Delgado benim ve arkadaşlarının en büyük özlemidir'' dedi.

    ''TABATA, GAZİANTEPSPOR'DA BU DEĞİLDİ''

    Beşiktaş ile Gaziantepspor'un oyun formatlarının çok farklı olduğunu anlatan Denizli, ''Tabata, Gaziantepspor'da bu değildi. Tabata'nın Gaziantepspor'da oynadığı gibi olması için Beşiktaş'ta 1. sırayı alması lazım, bunun olması mümkün değil'' diye konuştu.

    ''NİHAT'I DEĞERLENDİRMEK İÇİN SÜRE KISA''

    Denizli, Nihat Kahveci için ''düş kırıklığı, ya da mükemmel'' demek için geçen sürenin kısa olduğunu söyledi.

    Nihat'ın gelişimine bakıldığında anormal bir tablonun olmadığını belirten deneyimli teknik adam, ''Nihat'ı tartışacak futbolla ilgili herhangi biri olmamalı. Nihat'ın birşeyi ispat etmesine gerek yok. Nihat normal olarak performansını ortaya koyarsa, her geçen gün büyüyecek. Nihat'a partnerlik yapacak kişinin zorluğunu yaşıyoruz. İspanya'da iyi ikili olduğu Kovaçeviç gibi bir oyuncu olsa, bu kez 3. bir oyuncuya da ihtiyaç olacak'' diye konuştu.

    ''BOBO'YU GÖNDERMEM''

    Bobo'nun, kadroya almadığı bir maçtan sonra, ''Beni düşünmüyorsanız devre arasında kendime yol çizeyim'' dediğini dile getiren Denizli, ''Ben futbolculara oynama garantisi veremem. Benim bu kadroda tutmak istemediğim hiçbir futbolcu o kadroda kalamaz. Bobo, bu kadroda ise ona güvendiğim, onunla devam etmek istediğim için kadroda. Bobo iyi futbolcu, gitmesini istemem'' dedi.

    Denizli, Makukula'nın transferinin söz konusu olmadığını, kendilerinin yalnızca Delgado'nun dönüşü için formül arayışında olduklarını, ekibine takviyeye gerek olmadığını, takımının her geçen gün performansının üstüne koyacağını kaydetti.

    Denizli, daha önce söylediği ''Türk pasaportlu 10.5 numara''nın Yıldıray Baştürk olduğunu anlatırken, daha sonra bu oyuncudan vazgeçtiklerini bildirdi.

    Fenerbahçe'nin Kasımpaşa karşısındaki yenilgisini, derbi yitirmesinin ardından çıktığı ilk maçı seyircisiz oynamasına bağlayan Denizli, bu sezon Fenerbahçe'nin başaktörü olan Emre ile Bilica'nın olmamasının da takımı etkilediğini dile getirdi.

    Galatasaray'da Arda'ya kaptanlık verilince, Galatasaray camiasının dışında kişilerin yorum yaptıklarını ifade eden Denizli, ''Kendisini Metin Oktay ile kıyaslayanlar oldu, bunlar doğru yaklaşımlar değil. Bu baskı yaratıyor. Bu baskıları her kişinin rahatlıkla karşılaması normal değil. Bütün gözlerin odaklandığı bir futbolcuya bu fazla gelebilir'' diye konuştu.

    MİLLİ TAKIM TEKNİK DİREKTÖRLÜĞÜ

    Denizli, ''Milli takım ve Beşiktaş'ta aynı anda görev alabilir misiniz?'' sorusunu, ''Galatasaray'dayken ve Kocaeli'ndeyken milli takımdaydım. Onurlu bir çalışma, ama buna gerek yok. Milli takım haziran ayına kadar maç yapmazsa ne farkeder. Bu, milli takım kalitesini değiştirir mi? Hiçbir eksik olmaz. Bunun acelesi yok. Teklif olursa; ben görevimi ancak kendi zamanım içinde yapabiliyorum. Şu bir gerçek ki herkes milli takım için, kulüp içinde olsun, dışında olsun elinden geleni yapar. Fatih hoca bile yardım isteseler vermeyecek mi?'' diye yanıtladı.

    Öte yandan futbolcularını, ''Beşiktaş kolejinin öğrencileri'' olarak değerlendiren Denizli, taraftarlara da ''5-6 ay önce muhteşem tablolar yine gerçekleşir, merak etmesinler'' mesajını gönderdi.

    Denizli, ''Futbolcular arasındaki gelir farkları sorun yaratıyor mu?'' sorusunu da, ''Bunlar bizim iç konularımız'' diyerek yanıtsız bıraktı.

    Kazımın Yalanı Yönetimi Çıldırttı

    1/12/2009 | Kategori:Spor

    Pazar günü Sabah Gazetesi'nde "Emre maçta, kankalar barda" başlığıyla bir haber yayınlanmıştı. Haberde, Kasımpaşa maçında cezası nedeniyle görev yapamayan Kazım Kazım  ve sakatlığı nedeniyle kadroda yer almayan Andre Santos’un, maçtan sonra Beyoğlu'ndaki bir gece kulübünde eğlendikleri yazılmıştı.

     
    Fenerbahçe Kulübü ise bu haberi resmi internet sitesinden yalanlamıştı. Açıklamada, Kazım ve Santos'un izinli olmalarına rağmen söz konusu yere eğlenmete gitmedikleri öne sürülmüş ve "Profesyonel Futbol Takımımız oyuncularını birbirleriyle ‘yaşanmamış olaylar’ üzerinden kıyaslayarak bazı oyuncularımız olduğundan farklı yansıtmaya çalışma amacı güden bu tarz haberlere önem vermemenizi rica ederiz." denilmişti.
     
    SABAH BELGELEYİCE...
    Ancak asıl bomba pazartesi günü patlamıştı. Çünkü haberi yalanlanan Sabah gazetesi başta olmak üzere birçok gazete, cumartesi gecesi Beyoğlu’nda eğlenen Kazım Kazım ile Andre Santos’un resimlerini yayınlamıştı. Yani Fenerbahçe'nin yalanlaması taça çıkmıştı !..
     
    Hatta Sabah GAzetesi'ndeki haberde "Fenerbahçe Kulübü’nün resmi sitesi www.fenerbahce.org, Sabah Spor’un dünkü sayfalarında yer alan ‘Emre maçta, kankalar barda’ başlıklı haberini ilginç bir şekilde yalanladı! Haberin fotoğrafları baskıya yetişmediği için durum, resmi sitede yayınlanan “Yaşanmamış olay üzerinden kıyaslayarak bazı oyuncularımız olduğundan farklı yansıtmaya çalışma amacı güden bu tarz haberlere önem vermemenizi rica ederiz” mesajıyla geçiştirilmeye çalışıldı. Bu nedenle haberimizin doğruluğunu, bu kez de futbolcuların o gece Beyoğlu’nda çekilmiş fotoğraflarıyla yayınlayarak göstermek zorunda kaldık. Colin Kazım Richards ile Andre Santos’un cumartesi gecesi Beyoğlu’ndaki 360 adlı barda saat 22:30 ile 00:30 saatleri arasında bulunduğu, ayrıca eğlencede iki futbolcunun özel olarak şarap açtırdığı ve bol bol eğlendiği tamamen gerçektir. Okurlarımızdan Fenerbahçe resmi sitesinin bu tarz yalanlamalarına önem vermemesini rica ederiz." denilerek Fenerbahçe'ye göndermede bulunuldu.
     
    F.BAHÇE'DE OKLAR KAZIM'A DÖNDÜ!

    Bu olayın ardından gözler, basını yalamaya çalışırken doğruyu yansıtmayan bir açıklama yapmış olan Fenerbahçe Kulübü'ne çevrildi. Sarı lacivertli kulübün inandırıcılığını ciddi olarak zedeleyen ve kulübü yalancı durumuna düşüren olayın perde arkasından ise Kazım çıktı !..
     
    Gazetede çıkan ilk haber sonrası Kazım'ın yöneticilere yalan söylediği ve "Haber doğru değil!" dediği; kulübün de bunun üzerine yalanlama yoluna başvurduğu ortaya çıktı.
     
    Fenerbahçe Kulübü haberin doğru olduğunun ortaya çıkmasından sonra bir açıklama daha yaparak Kazım'ın yalan beyanı nedeniyle ceza alacağını duyurdu. Fenerbahce.org'daki açıklama şöyle:
     
    "Futbolcumuz Kazım Kazım'la ilgili 29.11.2009 tarihinde resmi internet sitemizden yapmış olduğumuz açıklama oyuncumuzun kendi beyanı üzerine kaleme alınmıştır.
     
    Ancak daha sonrasında yapılan araştırmalarda futbolcumuzun Cumartesi akşamı bulunduğu mekan ve orada bulunma saatiyle ilgili gerçekleri tam olarak beyan etmediği ortaya çıkmıştır.
     
    Bu futbolcumuz ile ilgili gerekli disiplin cezasının uygulanacağını kamuoyuna bildiririz."

    Hürriyet Şaşırma

    30/11/2009 | Kategori:Spor

    ultraslan

    Galatasaray Camiyasının En Büyük Organizasyon Ve Taraftar Topluluğu Olan ultrAslan'a Olan Desteğimizi Hiç Bir Şartta Kesmeyeceğimizi, Elimizden Gelen Herşeyi Galatasaray Taraftarı ve Camiyasına Yakışır Şekilde Yapacağımızı Açıkca Dile Getirmek İsteriz.Keepoutside Oluşumu Bu Onurlu Duruşun Yanındadır.

    BÜYÜK GALATASARAY TARAFTARI !

    Son günlerde gerek medyada yer alan haberler, gerekse kulağımıza gelen duyumlara göre fanatik Fenerbahçeli Ercan Saatçi nin, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni kayınbabası Ertuğrul Özkök tarafından, aynı gazetenin spor müdürlüğüne getirileceğini öğrendik. Galatasaray düşmanlığı tohumları ekmeye çalışan damat Ercan Saatçi, taraflı ve saçma yazılarının her satırını da tahrik kelimeleriyle süslemeyi iyi becermektedir.

    Gözü dönmüş, fanatizm ve holiganizmi körükleyen, insanlara nifak tohumları ekmeye çalışan bu şahsiyetin, Hürriyet Gazetesi Spor Servisi Müdürlüğü'ne getirilecek olmasını şaşkınlıkla takip etmekteyiz.

    Böyle bir kişinin günden güne dibe vuran spor medyasında söz sahibi olması kabul edilemez bir durumdur.

    ultrAslanlar olarak buna tepkisiz kalmamız söz konusu olamaz!

    Aşağıdaki iletişim bilgilerinden Türkiye Cumhuriyeti Kanunları'na uygun, Büyük Galatasaray Taraftarı'na yakışacak şekilde tepkimizi telefon, mail, fax ve linklerdeki formlardan dile getirelim.

    Yaşasın GALATASARAY
    Yaşasın Bağımsız ultrAslan

    Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli/Istanbul
    Telefon: (0212) 677 00 00
    Fax No: (0212) 677 08 46 / (0212) 677 07 77
    E-posta:
    interneteditor@hurriyet.com.tr / mektup@hurriyet.com.tr
    http://proje.hurriyet.com.tr/bizeulasin/
    http://okurtemsilcisi.hurriyet.com.tr/SizdeYazin.aspx


      <<Önceki Sayfa |1/16|
    keepoutside