Keep Out

Ne Ararsan Burada Var.

İzmir’de hakim baba tek kat sayı uygulamasının 2010 yılındaki sınavda uygulanmaması istemiyle Danıştay’a başvurdu.

 İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Erhan Atlı, dava dilekçesinde, tek katsayı uygulamasının Matematik-Fen grubu öğrencilerine bariz şekilde avantaj sağladığını öne sürdü.

Hakim Atlı, dilekçesinde, YÖK'ün 21 Temmuz 2009 tarihli kararıyla, kendi alanından bölüm seçen öğrenciler ile alan dışı tercih yapan öğrenciler arasında uygulanan katsayı farkının kaldırıldığını belirtti.

Hakim Atlı’nın kızı Banu’nun babası gibi hukukçu olmak istediği öğrenildi.

Dilekçesinde kızının Türkçe-Matematik bölümünü seçtiğini ifade eden baba şu ifadelere yer verdi:

“Kızım, Türkçe-Matematik bölümünü seçtiği 2007-2008 yılındaki kurallara göre alan seçmiş ve geleceğine yön vermiştir. Bu yıl sınava katılacaktır. Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği kurallar ile başladığı yarışın son bölümünde kural değişikliğiyle karşılaşmıştır. Yeni kurallar kızımın durumunda olan öğrenciler yönünden değil, bir yıl sonra üniversite sınavına girecek, yani 2010-2011 yılında sınava girecek öğrenciler yönünden uygulanması gerekir.”

Yeni sistem ile fen dersleri alan pek çok öğrencinin hukuk, siyasal gibi okullara yöneldiğini kaydeden Erhan, “Bu durum dershanelerdeki bölüm ayrışmalarından da açıkça bellidir. Yeni sistem çok bariz şekilde sayısal eğitimi alan, 2009-2010 eğitim yılında üniversite sınavına girecek öğrenciler açısından avantaj sağlamıştır. Kamu kurum ve kuruluşları yaptıkları işlemlerde, hukuk devleti, eşitlik, güvenilirlik ilkelerini zedelememelidir'' dedi.

Atlı, eskisi gibi kendi alanını tercih eden öğrenciler için 0.8, alan dışı tercihler için de 0.3'lük katsayı uygulamasının bu yıl da sürmesini talep etti.

DEMOKRATİK açılım süreci ilk meyvelerini verdi. Terör örgütü PKK’nın “barış sürecine katkı” mesajıyla Türkiye’ye gönderdiği 34 kişi dün Habur Sınır Kapısı’nda
teslim oldu. Sağlık kontrolünden geçirilen 34 kişi, özel olarak görevlendirilen savcılara ifade verdi. Kendilerine “Barış Grubu” diyen PKK’lılar ifade verirken DTP’nin organizasyonunda binlerce kişi Habur Sınır Kapısı önünde miting yaparak gelenlere destek verdi.

‘BARIŞ İÇİN DÖNÜYORUZ’
Dün sabah saatlerinde ilk hareketlilik Kandil’de yaşandı. Sabahın ilk ışıklarıyla 4’ü
kadın 4’ü erkek olmak üzere 8 PKK’lı, terör kampından ayrıldı. Aynı saatlerde Birleşmiş Milletler gözetimindeki Mahmur Kampı’ndan da 26 kişilik grup konvoy eşliğinde yola çıktı. İki grup Hewler kentinin çıkışında sloganlar ve zılgıtlar eşliğinde buluştu. Buluşma sırasında yapılan açıklamada, “Biz öderliğimizin çağrısı üzerine, barış sürecine katkıda bulunmak üzere gidiyoruz” denildi. Gruplar, daha sonra her biri 150 bin dolar değerinde lüks ciplerle saat 16.00 sıralarında
Habur’a ulaştı. PKK’ya yakınlığıyla bilinen Fırat Haber Ajansı, iki grubun Kuzey Irak’taki ilerleyişini adeta dakika dakika duyurdu.

ÖZEL SORGU ODALARI
Habur Sınır Kapısı, beklenen dönüş nedeniyle bir gece önceden araç-giriş çıkışına
kapatıldı. Gazeteciler dahil hiç kimsenin sınırdan geçişine izin verilmedi. Şırnak ve
Mardin’den takviye Çevik Kuvvet polislerinin de Sınır Kapısı’na kaydırıldığı görüldü. Bir helikopter ise sürekli sınır kapısının bulunduğu alan üzerinde uçuş yaptı.
Helikopterle Habur’a getirilen özel yetkili 5 Cumhuriyet Savcısı ve hâkimlerin rahat
çalışması için Sınır Kapısı’nda özel sorgu odaları oluşturuldu. Gelenlerin avukatlığını üstlenmek üzere Diyarbakır ve Şırnak Barosu’na bağlı 40’ı aşkın avukat da hazır bulundu. Dönenler sorgulanmadan önce sağlık kontrolünden geçirildi.
Kandil ve Mahmur’dan inenler, TCK’nın “etkin pişmanlık”maddesinde faydalanmak
istemediklerini belirterek, şöyle konuştular: “Biz, barış sürecine katkı amacıyla buradayız. Gelişimizin, 221.Maddeden yararlanma gibi bir amacı yoktur.”

DÖNENLERİN İSİMLERİ
Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine Türkiye’ye dönen kişilerin isimleri şöyle;
Kandil’den gelenler: Başkale doğumlu Hamiye Dinçer (38), Pazarcık/ Kahramanmaraş doğumlu Elif Uludağ (51), Ömerli/Mardin doğumlu Hüseyin İpek (36), Siverek doğumlu M. Şerif Gençdal (36),Mustafa Ayhan (24), Diyarbakır doğumlu Vilayet Yakut (29), Kiğı/ Bingöl doğumlu Lütfü Taş (57), Kiğı/ Bingöl
doğumlu Gülbahar Çiçekçi (34) Mahmur Kampı’ndan gelenler: Kamil Yüksel (50), eşi Hamsiye Yüksel (32), çocukları Helena, Hevi ve Bewar, Nurettin Turgut (49),
Musa Tomak (25), eşi Nurcan Tomak (24) çocukları Rojda, Yusuf Şen (60), Cane Kabul (39), Sait Şedal (53), İsmail Ayaz (19), Ayşe Kara (26), Sosin Yaman (55), Abdullah Yaman (17), Emine Sağat (54),Melekşa Soydan (36), eşi Mikail Soydan (38), Hacı Sorgül, (56), Mehmet Adanmış (39), Fatma İzer (22), Nizar Buldan (22), Bülent Aka (26),Mehmet Kaçan (39), Zehra Tunç (24).

RESTORANIN TUVALETİNDE BİRLİKTE OLUYORUZ

SEVİM (29) EDİRNE

Eşimle iş, güç derken uzun süredir dışarı yemeğe çıkmadığımızı fark ediyoruz. O gün organize olup, eşim ve arkadaşlarımızla buralardaki en lüks restoranlardan birine yemeğe gidiyoruz. Eşimle biz yan yana oturuyoruz, karşımızda da diğer çift
oturuyor. Eşim, cebime attığı bir mesajla WC’ye gittiğinde onu başka bir bahane uydurup takip etmemi istiyor. Bir süre sonra eşim “yemeklerimizi beklerken, ben bir WC’ye gideyim müsadenizle” diyerek izin istediğinde, “Ben de makyajımı
tazeleyeyim ve sana eşlik edeyim” diyorum ve masadan kalkıyoruz. Eşim elimden tutuyor WC’ye giderken, neler olacağını merakla bekliyorum. Restoranın WC’sine tek bir kapıdan giriliyor ve içeride 1’er kişilik bay ve bayan olmak üzere iki farklı kısım var. Eşim, elimi sıkıca tutup beni bayanlar için ayrılmış kısma çekip, kapıyı hızlıca kilitliyor.

OTELİN HAVUZUNDA GÜZEL OLABİLİRDİ

KAROLİN (35) MUĞLA


Bir otelin havuzundayım. Öğlen vakti indiğim için kimsecikler yok. Kendimi güzelce kremliyorum. Tek başıma havuz keyfi yapmak iyi geliyor. Uzakta gördüğüm garson dışında ikindi vaktine kadar kimse gelecek gibi görünmüyor.
Şezlonglardan birine uzanıyorum. İPod’umu çıkartıp müzik dinlemeye başlıyorum. Sıcak çok kavurucu. Bu yüzden bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyorum. Kalkıp kendimi havuza atıyorum. Uzunca bir süre yüzüyorum. Kafamı kaldırınca benden iki şezlong sonra oturmuş adamı görüyorum. Uzun boylu ve gözünde gözlük var. Fakat kesinlikle benim bulunduğum tarafa bakmıyor. İlgilenmiyorum. Şezlonga
gidiyorum. Havlumu alıyorum ve yavaş yavaş kurulanıyorum. Ardından bir şemsiyeyi gözüme kestirip taşımaya çalışıyorum. Yardıma geliyor. Teşekkür ediyorum ve ona gülümsüyorum. O da çok güzel gülüyor. Tanrım dudakları ne
kadar güzel!

BALKONDA BİRLİKTE OLDUK

ZEHRA (42) ALMANYA


Ben kırk yaşlarında bir kadınım. Yaklaşık on yıldır da evliyim. Eşimle birlikte çok
güzel anılarımız oldu. Tabii ki seksten bahsediyorum. Balayımızda yaşadıklarımız tek kelimeyle muhteşemdi. Bir keresinde yüzerken kocam bikinimin üstünü herkesin önünde çıkarmıştı ama balkondaki sevişmemiz kadar bunu ileri götürememişti. Bana hep üstsüz güneşlenmemden hoşlandığını söylüyordu.

HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ UYUDU

ÖZLEM (25) SAMSUN

Birkaç gün önce senelerce peşimden koşan ama öpüşmekten ileri gitmediğim o salakla yattım. Adeta dokunma özürlüydü. Erkekler nasıl bu kadar bencil olabiliyorlar anlayamıyorum. Sonra hiç birşey olmamış gibi arkasını dönüp
“Uyuyalım mı?” dedi.

İZLENİLDİĞİMİ DÜŞÜNMEK HEYECAN VERİCİ

HÜLYA (35) ALANYA

Fantezi dünyam çok dar. Genelde kocam dışında başka biriyle seviştiğimi düşünemiyorum bile. Başka erkekleri kuran kadınları da anlamıyorum. O zaman neden evlisiniz hâlâ. İstediğiniz gibi bir adam dışarda dolaşıyorsa kocanızla nasıl birlikte olabiliyorsunuz. Bu hayatta pek çok zorunluluk olabilir. Ama istemediğiniz halde bir adamla yatmanın zorunluluğu olamaz. Benim fantezilerimin içinde kocam var. Beni heyecanlandıran izlenme duygusu. Daha açık anlamıyla dikizlenme. Birinin biz sevişirken seyrettiği düşüncesi bile çıldırtmaya yetiyor beni.

‘MASTÜRBASYON BEKÂRETİ BOZAR MI DİYE SORUYORLAR’

Aile Sağlığı Araştırma Derneği Genel Sekreteri İrem Hattat


“Bize yapılan başvurularda erkekler sık mastürbasyonun kısırlık yaratıp yaratmayacağını, kadınlar ise özellikle yabancı cisim kullanmanın yaratacağı sağlık sorunları ve mastürbasyon ile bekâretin bozulma riskini soruyor. Cinsellik
ülkemizde halen tabu kabul edilen bir durum. Özellikle evlilik öncesi cinsel ilişkiler başta olmak üzere, cinsel isteklerin konuşulamadığı bir toplum baskısı nedeni ile bu konu maalesef konuşulamamaya devam ediyor ve insanlar kulaktan dolma
bilgilerle kapalı bir biçimde cinselliklerini yaşıyor.”

"HANİ 2012'YE KADARDI"

‘Güven tazelemek’ için istifa sinyali veren, ancak Özgener’in ‘kabul’ hamlesiyle şaşkına dönen Fatih Terim, “İstifa ettim mi ki? Ben sadece ‘Bursa’daki maç, veda maçımız olur’ dedim” diyerek dert yandı.

GAZETER HABERTÜRK ÖZEL HABER / ERHAN TELLİ

Fatih Terim’in, görevi bırakacağı şeklindeki açıklamasının altından ‘güven oyu’ arayışının yattığı, bu hamleyi herkes gibi ‘istifa’ olarak algılayan Federasyon Başkanı Mahmut Özgener’in “kabul ediyoruz” tavrının da tecrübeli hocayı şaşkına uğrattığı ortaya çıktı. HABERTÜRK, ikilinin arasını açan bu sürpriz gelişmelerin izini sürdü:

KÜFÜRLER BUNALTTI, GÜVEN OYU ARADI
Federasyonun tamdesteği altında Belçika sınavına çıkan Terim, tribünden gelen küfürler ve istifa protestoları sonrası yıprandığını hissetti. “Yapılanlar beni acıttı” diyen Terim, “Ermenistan veda maçım” sözleriyle ayrılık sinyali verdi. Bu durum ‘istifa’ şeklinde yorumlanırken, Özgener, yorulan Terim’in destek arayışı için bu hamleyi yaptığını algılayamadı.

TV’DEN ÖĞRENİNCE KIZDI, İPLERİ KOPARDI
“Sakın konuşma” telkinine rağmen bu gelişmeyi TV’den öğrenen Özgener büyük bir kırgınlık yaşadı. Başkan, resmi siteden Terim’e teşekkür ederek ‘dolaylı istifayı’ kabul etti. Terimise resmen daha istifasını bile vermeden başkanın bu şekilde tavır alması karşısında şoka uğradı.

İBRAHİM YAZICI’YA İÇİNİ DÖKTÜ
Tecrübeli teknik adam, dünkü idmanı izleyen Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı’yla dertleşti. Terim, “Ben istifa ettimmi ki? Sadece ‘Bursa’dakimaç, vedamaçımız olur’ dedim. 2 gün önce ‘2012’ye kadar beraberiz’ demiyorlarmıydı? Maçtan sonra onları aramadığımiçin darılmışlar. Telefonumu kapattım, eşimle bile konuşmadım” diyerek kızgınlığını dile getirdi.

BU FİLMİ DAHA ÖNCE GÖRMÜŞTÜK
Fatih Terim, 2004’te G.Saray’ın başındayken de benzer bir hamle yapmış, o zaman da güven oyu almak isterken, dönemin başkanı Özhan Canaydın tarafından gönderilmişti. Tecrübeli hoca, veda maçı sonrası “Hocamızın arkasındayız dedinizmi, arkasında durursunuz” sözleriyle tepkisini dile getirmişti.

EURO 2008'DEN SONRA DA GİDİYORDU
(A) Milli Takım’ın 2008 Avrupa Şampiyonası’nda elde ettiği başarının ardından da istifa edeceğini belirten Terim, “Ben bu kadar yapabildim. Büyük ihtimalle Avrupa’ya döneceğim” demişti. Daha sonra dönemin başkanı rahmetli Hasan Doğan uzun süren görüşmelerin ardından kendisini ikna etmişti.

İstanbul Beyoğlu’nda hayat kadınları çağ atladı. Parlak fikirli hayat kadınlarından olan 23 yaşındaki seks işçisi Elif Ö. Melis takma ismiyle bastırdığı kartviziti sokaklarda dağıtarak fuhuş yaparken polis tarafından yakalandı.

İstiklal Caddesi’nde Ali T. (44) geçtiğimiz gün üzerinde Melis yazan ve Elif Ö.’nün fotoğrafının bulunduğu kartviziti vatandaşlara dağıtırken sivil polislerin dikkatini çekti. Kimliklerini gizleyen Beyoğlu Asayiş Büro Polisleri yaşlı adama kartvizitin kime ait olduğunu sordu. Sivil polisleri müşteri zanneden Ali T. fotoğraflı kartvizitin sahibinin hayat kadını olduğunu ve isterlerse para karşılığı seks yapabileceklerini söyledi. Kadın satıcısı olduğu anlaşılan Ali T. müşteri kılığındaki sivil polislere 23 yaşındaki seks işçisi Elif Ö.’yü 60 TL karşılığında pazarladı. Kalyoncu kulluk Mahallesi Tekir Sokağa giden sivil polisler ve kadın satıcısı Ali T. fuhuş amacıyla Elif Ö.’nün bulunduğu eve girdiklerinde kimliklerini açıkladı. Baltayı taşa vurduklarını anlayan Elif Ö. ve Ali T. gözaltına alınarak Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. “Fuhuş yapmak ve yer temin etmek” suçlarından ifadeleri alınan şüpheliler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Hayata kadınının bastırdığı kartvizit ise Asayiş Büro Dedektifleri arasında “fuhuşta çağ atladık” esprisine dönüştü. Asayiş Büro Polisleri parlak fikirli hayat kadını Elif Ö.’nün ardından yine aynı şekilde seks işçisi Nilgün E. (39) ve Remziye E. (26) ‘yi gözaltına aldı.